Benden sonraki en başarılı jüri üyesi Ali Taran

Tiyatrokare’nin sahneye koyduğu ‘Büyük İkramiye’ ile oyuncu olarak da sahne tozu yutan Armağan Çağlayan, altı aydır da kebapçılığa el attı.  “Canım sıkılırsa her an çıkıp gidebilirim tiyatrodan” diyen, gelmiş geçmiş en sivri dilli jüri olan Armağan Çağlayan’a göre, Ali Taran da müthiş bir jüri üyesi.

Tam 8 yıl önce yayınlanmaya başlayan Popstar yarışması sektöre elbette yeni sesler kazandırdı; ancak televizyon dünyasına en büyük katkısı kuşkusuz Armağan Çağlayan olmuştur. Gelmiş geçmiş en sivri dilli, en çılgın, en pervasız, aklından geçeni pat diye söyleyebilen, hem sevilen ve hem de aynı derecede nefret edilen jüri üyesidir Çağlayan; yarışmanın başlamasının ardından sokağa çıkamayacak kadar ünlenmişti.

Kazandığı şöhreti başarıya, başarıyı da yeni projelere yönlendiren Armağan Çağlayan bu yıl 2 farklı işle gündeme geldi. Medyapım’ın Genel Müdür Yardımcısı olan Çağlayan, Tiyatrokare’nin sahnelediği komedi ‘Büyük İkramiye’ ile tiyatro oyunculuğuna başlarken, Levent’te açılan Adana Kazancılar Kebapçısı’na da ortak oldu.

-Tiyatrodan zevk aldınız mı gerçekten?

Çok zevk aldım ama çok defalar oynarsak sıkılır mıyım bilemem, onun bir garantisi yok.

-Bırakırsanız oyunu, kim oynayacak, yedeğiniz var mı?

Kimse oynayamaz, ben oyunda Armağan Çağlayan’ım. Başkası oynayamaz ki!

-En çok neden şikayetçisiniz tiyatroda?

Bir kere çok kurallı bir yer, çok garip kuralları var. Bu da bence çok sıkıcı, evet çalışacaksın, ezber yapacaksın ama kural orada bitmeli. Tiyatroda verilen selam bile kuralları olan bir seremoni.

-Hiç sıkılıp da kaçıp gitsem dediğiniz oldu mu oyun sırasında, konsantreniz bozuldu mu?

Daha olmadı ama bu olmayacak anlamına gelmiyor (gülüyor). Bazen içime bir sıkıntı düştüğü oluyor. Birinci perde bitiyor, “Ay bunun ikinci perdesi de var” diyorum. Elbette işin ciddiyetinin farkındayım ve elbette kaçıp gitmeyeceğim. Bu bir iş ve yapılacak.

-Nedim Saban büyük bir risk almış bence, sizi oynatarak! Sizin gibi hiperaktif ve yerinde duramayan birine başrol oynatıyor…

(Gülüyor) Sınırlı olmak da bana garip geliyor, illa aynı yerden yürüyeceksin. Hangi lafı söylerken nereye yürüyeceğin belli.

-Provalar nasıl geçti?

Çok sıkıcıydı, altı-yedi kere okuma provası yapıldı. Oyun başlayınca işin büyüsünü anladım. Seyirci işin içine girince oyun başkalaşıyor. Seyirci gülüyor, tepki veriyor. Bazen hiç olmayacak, bizim alışmadığımız bir yerde kahkahalarla gülüyorlar, şaşırıyoruz. “Burada kesinlikle gülerler” dediğimiz yerde kimse gülmüyor bazen. Birkaç oyun aynı tepkiyi alınca “Hah şimdi oturdu oyun, zamanlama böyleymiş” diyorsunuz ve bir sonraki oyunda her şey yeniden bambaşka olabiliyor.

-Jüriden oyuncu olmaz demediler mi size, malum şarkıcıdan oyuncu olmuyor?

Ona bakarsan elbette benden de olmaz. Hatta böyle dediler de. Desinler, ben oyunculuğun da şarkıcılığın da içten gelen şeyler olduğunu düşünüyorum. Eğitim iyidir ama içten gelmiyorsa, olmaz. Yeteneksiz birini eğiterek yetenekli yapabilir misiniz?

Kibariye, İbrahim bey, Ebru Hanım nasıl açıklanabilir?

ŞIRNAK’TA SAVCI OLABİLİRDİM

-Kader ağlarını böyle örmese ve bu işlere bulaşmasaydınız, Cumhuriyet Savcısı olacaktınız?

Evet belki de Şırnak’ta.

-Ve belki o işte de çok başarılı olacaktınız!

Ben bu söylediğinizden hiç emin değilim. O işlerde çok fazla hareket kabiliyetiniz yok, farklı olma durumu da olmazdı. Kanunla sınırlısınız. Avukatken iyi olduğumu söylerlerdi ama avukatlık da bence yeterince sıkıcı bir meslek. Duruşmalar beş dakika bile sürmüyor. Çok formal ve özgürlük alanını kısıtlayan işler.

-Şu an yaptığınız işi nasıl tanımlıyorsunuz, sizce siz necisiniz?

Asıl sorun orada! Ben kendime televizyoncu derim.

-İçinde dışında, önünde arkasında her yerinde varsınız!

Evet, ayrıca her gün iki üç senaryo okurum ama şunu söyleyebilirim, eskiden yani altı yıl öncesi daha zevkliydi. Şimdi kanallar sadece dizilerden ibaret ve bu haliyle sıkıcı. Dizi varsa her yerde var, başka bir program seyredemiyorsunuz.

-Bunun sebebini siz söyleyin, yapımcı sizsiniz!

Reyting. Tutmuş bir işin karşında risk alamıyorsunuz ve benzer bir hamle yapıyorsunuz. Bana kalırsa bu kırılmalı ve yeni şeyler yapılmalı. 5 yıldır süreli dizi seyrediyoruz. Elbette reklam verenler de etkili, dizilere reklam vermeyi tercih ediyorlar.

DUYGUSAL ZEKAM KUVVETLİ

-Siz kendinizi çok zeki bulur musunuz, internet sitelerinde en zeki televizyoncu olarak geçiyordu adınız?

Ben bunu öğretmenlerimden hiç duymadım, açıkçası bilmiyorum. Çok çalışkan bir öğrenciydim. İnektim resmen, çok çalışırdım.

-Sizin hazır cevap olmanız mı acaba buna sebep oldu?

Belki duygusal zekam başka insanlardan daha farklı işliyor olabilir. Bunları ayırmak lazım ama kafamdan bilmem kaç tane rakam düşünüp, bunları toplayıp hesaplayabilen biri değilim.

-Kimsenin görmediğini gördünüz, akla gelen ama söylenemeyen şeyleri söylemeye cesaret ettiniz!

Bunlar hep duygusal ve görsel zekamdan, bir de kasabada, Hereke’de büyümekten kaynaklanıyor. Kasaba insanı çok hayal kurar, konuşacak konu yoksa uydurur. Bir konu defalarca ve bıkmadan usanmadan konuşulabilir. Baktığını belli etmeden bakarlar, laf sokuştururlar çaktırmadan.

-Tahmin ettiniz mi jüri olmaya karar verince bu kadar ünlü olacağınızı?

İlk popstardan bahsediyorsunuz; hayır düşünmedim. Biz bu işi yaparken hiçbir plan yapmadık. Yapımcımız Fatih Aksoy ile orada ne yapacağımı konuşmadık bile. Ahmet San, Ercan Saatçi ve Deniz Seki vardı jüride. Onlar müziği ve şarkıcıları eleştirecekti ama ben ne yapacaktım, belli değildi!

-Neden kabul ettiniz o halde, ne yapacağınızı bilmeden neden böyle bir risk aldınız?

Çünkü ben şirkette insanları çok eğlendiriyordum, aynı şeyi orada çalışanlara yapardım. Eteğine laf ederdim, kilosuna laf ederdim, karısından ayrılana laf ederdim. Sanırım Fatih Aksoy bu sebeple “Sen de otur oraya” dedi, ben de oturdum. “Olur” dedim. Her şey bu ‘olur’la başladı. Elemelere gittiğimizde jüri ile yan yana otururken yüzüme bile bakmamışlardı.

-Gerçekten mi?

Ben oturdum böyle kendi kendime. Hesap yoktu, kimse bu kadar büyüyeceğini tahmin etmedi.

-Ne zaman ‘ünlü’ oldunuz?

Programın başladığının ertesi günü. Hiç yapılmayan bir şey yapıp, elemeleri gösterdik önce. O da çok dikkat çekti. İkinci hafta, yan arabadan bana korna çaldı kadınlar. Çok şaşırmıştım. Mesleğin içinde de olsanız, anlamıyorsunuz başınıza gelecekleri.

-Keşke yapmasaydım dediniz mi hiç?

Keşke yapmasaydım dediğim zamanlar oldu tabii.

-İyi idare ettiniz ama siz bir anda ünlü olmayı, hep aynı kaldınız?

Öyle görünüyor ama ilk günlerde programdan çıkıp eve gelip ağladığım çok oldu. Rüyalarıma giriyordu o dönemin yarışmacıları, Bayhan, Aydan falan.

-Seyirci sizi sevmemişti!

Sevmemişti, evimin camına taş attılar. Baş ettim bir şekilde, psikiyatrist yardımıyla da olsa.

-Birdenbire de sevdiler sizi, nasıl oldu da sevildiniz?

Yayında ağladım ve böylece beni sevmeye başladılar. Evren diye bir yarışmacımız vardı, elenince çok üzüldüm ve ağladım. Aslında bir boşalmaydı yaşadığım, sinirlerim boşalmıştı. Zalim adam yazıyorlardı gazetelerde, anneme laf söylüyorlardı, seyirci ıslıklıyordu.

-Ağladınız ve başka bir Armağan gördüler ekranda değil mi?

Doğru, benim de duygularım olduğunu, üzülebileceğimi gördüler. Herkesin aklından geçenleri söyledim sadece. Arkadan konuşmayı herkes yapar ama ben yüzlerine söyledim. Birine “Çok şıksın” dersiniz, arkasını dönünce “Aman ne rüküş” dersiniz.

ALİ TARAN ÇOK BAŞARILI

-“Armağan gibi gibi jüri gelemedi bir daha” deniyor!

İlk olmam sebebiyle, arkadan gelen herkes şanssızdı. Bir de yüzüm farklıydı. Hem masum hem sivriydim, bir yandan sevdiler bir yandan gıcık oldular.

-Sizce en iyi jüri kim, sizden sonra elbette!

Ali Taran çok başarılı. Ama onu bir tek üniversite gençliği anlıyor. Annemle seyrediyorum, annem “Ne diyor bu adam” diyor. Reklamcı olduğu için çok yaratıcı, çok başarılı. Bu iş de hesaplayarak yapılmaz.

HERKES YER, YEDİM DEMEZ

-Kebapçıya ortak olmayı sizinle bağdaştırdılar mı?

Benden İtalyan veya Japon mutfağı falan bekleyenler olmuş, bana göre doğru değil. Kebap çok severim. Ay kebap mı yiyorsun derler ama yerler! Çok mutluyum. Porno gibi algılanıyor kebap, yasak gibi! Bir küçümsenir, yaparsın ama yaptığını söylemezsin. Pişman olurlar ama yine yerler, yine yerler. Üstelik biz ceviz yağı kullanıyoruz, daha sağlıklı oluyor. Kolesterolü düşürüyormuş ceviz yağı. Temmuz’da bir yıl olacak, bakalım hayırlısı.

-Siz yemek yapar mısınız?

Evde çok yaparım, kadına yaptırmam. Kuru fasulye-pilav harika yaparım. Yeni yemekler denerim, terapi gibidir. Lezzete, kesmeye, pişirmeye odaklanırsınız o kadar. Geçen gün tel kadayıf ile mantı yaptım, nefis oldu. Bakarsınız burada denerimi füzyon bir kebapçı daha açarım.

“Yeniden Popstar’a başlıyoruz ama gazino şovu olarak yapacağız. İlki 27 Şubat’ta (bugün) Stuttgart’ta olacak. Bülent Ersoy, ben ve Deniz Seki jüriyiz.  Biletler satılıyor, her hafta bir başka ülkede olacağız. Sonra da Avrupa’nın en iyisi seçilecek vefinal İstanbul’da yapılacak.”