Adnan Oktar’ın kızlarını tanıyalım, inşallah

Adnan Oktar’ın her gün yayın yaptığı A9 TV’de politik, dini ve güncel konularda yorumculuk yapan birbirinden ‘çarpıcı’ genç kadınlar o kadar fazla gündeme geldi ki, yakından tanımak istedik. Oktar’ın “kedi canlı’ diyerek iltifat ettiği ve yayın boyunca defalarca “maşallah ve inşallah” diyerek bir hayli ilgi çeken eğitimli, seksi ve muhafazakâr hanımlara bir göz atalım…

 

A9 televizyonunda her gün canlı yayınlanan sohbet programları yapan Adnan Oktar’a yorumlarıyla eşlik eden birbirinden güzel ve çapıcı kızlar o kadar fazla gündeme geldi ki, tanışmaya ve sohbet etmeye karar verdik. Kızlar, modellerden güzel, alımlı, çekici ve hatta seksiydiler, iddialı ve pahalı markaları tercih ediyorlar, fantezi makyajları ve bilhassa sapsarı saçlarıyla neredeyse ‘kopyalanmış’ gibi bir izlenim veriyorlardı. Bir de dillerinden Müslümanlıkla alakalı söylemler ve “Maşallah, inşallah” kelimeleri düşmüyordu.

Dini sohbetlerin, gündeme dair yorumların, politik tartışmaların yapıldığı A9 TV’yi izleyemeyenler,
görüntüleri internet sayesinde takip etmeye ve paylaşmaya başladılar. Kimileri
zaten Adnan Hoca sempatizanı oldukları için hayranlıkları katlanıyor, kimileri
de izlediklerine bir anlam veremedikleri gibi özellikle kızlarla ve söylemleriyle
‘dalga’ geçiyorlardı. Kızların en popülerlerinden Yıldız Teknik Üniversitesi
Makine Mühendisliği bölümünden mezun Gülşah Güçyetmez, Boğaziçi Üniversitesi İş
İdaresi mezunu Ebru Altan, Haliç Üniversitesi
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde eğitim gören Damla Pamir,
İstanbul Üniversitesi İngilizce mütercim tercümanlık bölümünü bitiren Ceylan
Özbudak, İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Amerikan Kültürü
üzerine eğitim gören Aylin Kocaman sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Merak
edilen çok şey vardı, yanıtlar fazla uzundu, ilgiyle okuyacağınızı tahmin
ediyoruz. Kim bu kızlar sahiden? Eğitimlerine ve yaptıkları yayınlara bakacak
olursak görüyoruz ki kesinlikle süs bebeği değiller, sadece fotoğrafa bakacak
olursak da muhafazakâr yaşamla bağdaştırmak zihni bir miktar yoruyor… Adnan
Hoca’nın iltifatlara boğduğu ve “kedi canını yerim” diyerek onore ettiği
kızlarını biraz daha yakından tanıyalım, dilimiz döndüğünce inşallah…

 

 

KEDİ CANI SÖZÜ HOCAMIZIN ALLAH AŞKINI İFADE EDİYOR

 

Gülşah Güçyetmez (Bilfen Koleji’nde eğitim gördü, daha sonra Fenerbahçe Lisesi’ni birincilikle bitirdi
ve Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu)

 

-CV’ni görünce etkilenmemek mümkün değil, henüz okul yıllarındayken nasıl hayallerin vardı?
Makine mühendisliği sanki biraz erkek işi gibidir ya, neden tercih etmiştin?

Küçük yaşlarımdan beri hayalim mutlu olmak ve samimi sevgiyi bulmaktı. Allah bütün
hayallerimi gerçekleştirdi. Mühendis olmak da Kolej yıllarımdan beri
hayallerimden biriydi. Özellikle biyomimetik yani doğadaki kusursuz yaratılış
ve tasarımların teknolojiye aktarılması alanı çok ilgilimi çekiyordu. Zor bir
meslek ama biyomimetikten, matematikten ve çizimden hoşlanıyorsanız zevkli
oluyor. Özellikle doğada var olan yaratılış prensiplerinden faydalanılarak
benzer işlevlere sahip teknolojik aygıtların tasarımlarının en kısa yoldan ve
en mükemmel biçimde gerçekleştirilmesi konusunda araştırmalarım devam ediyor ve
A9 TV’de izleyicilerle paylaşıyorum.
Benim için dünyadaki en büyük zevklerden biri tüm vaktimi Allah’ı hoşnut
edecek faaliyetlerde geçirmek oluyor; Allah’ı anlatmak, İslam hakkında yazı
yazmak ve Müslümanların birliği için çaba göstermek benim için çok önemli.

 

-Bir gün TV’de yorumcu olacağın ve dini konularda yorum yapacağın aklına gelir miydi?

Dini konular küçük yaşlarımdan beri ilgimi çekiyordu. Her insan dünyadaki yaşama amacı nedir
diye düşünmüştür, ben de düşündüm. Tabii ki derin düşünmeme canım Hocam Adnan
Oktar’ın kitapları vesile oldu. Dünyada kısa süreli kalacağımı ve her insan
gibi imtihan olduğumu fark ettiğimdeyse şevkle, coşkuyla, dini konularla ilgili
konuşmaya başladım. A9 TV’de canlı yayında Allah’ı anmak çok değerli ve önemli
bir fırsat. Konuşmalarım da dünya barışının sağlanmasına karşı en büyük
engellerden olan ve hepsi birbirinden farklı görünmesine rağmen Darwinizm’i
temel alan komünizmin, faşizmin ve vahşi kapitalizmin ülkelere verdiği
zararlardan ve terörün çözüm yollarından bahsediyorum. Dünyada merhamet, birlik
ve yardımlaşmanın yaygınlaşmasının, gaddarlığın ve zalimliğin son bulmasının
ancak Kuran’da Allah’ın bildirildiği gibi herkese saygı ve sevgiyle yaklaşmakla
olabileceği konularına yer veriyorum. Dünya savaşlarının da sebebi olan
Darwinizm’in ve Materyalist felsefenin yanlış yönlerini anlatıyorum. Bu
konuşmalarımda paleontoloji biliminden faydalanarak milyonlarca yıllık
fosilleri tanıtıyorum. Ayrıca genetik, fizik, astrofizik, parçacık fiziği,
moleküler biyoloji, tarih, kimya gibi bilimin farklı dallarında yaptığım
araştırmaları en yeni gelişmelerin ışığında izleyicilere aktarıyorum. Bunun
yanı sıra Amerikan WTPN (We The People Network) ile bağlantılı olarak yine A9
TV’de hem Building Bridges isimli programla hem de İngilizce ve Almanca diğer sohbet programlarıyla Hıristiyan ve
Musevilere sevgiyle bakmak, demokrasi ve laikliğin önemi, İslam’da kadına
verilen yüksek değer gibi konulara yer veriyorum.

 

 

-Sana ve arkadaşlarına bakınca da etkilenmemek mümkün değil, güzelliğiniz sanırım
eğitimlerinizin önüne geçiyor. Zaten çok güzel olduğunuz belli, neden bu kadar
fazla iddialı giyinip, bu kadar çok makyaj yapıyorsunuz?

Bence güzellik ruhun Allah’a âşık olmasıyla ortaya çıkıyor. İmanla, eğitimle, kültürle de daha
etkili hale geliyor. Her bayan fıtrat olarak güzel olmak ister. Ben de bütün
imkanlarımı kullanıp güzel, temiz, nezih, kaliteli görünmek istiyorum.
Biliyorsunuz bazı kişiler Müslümanları hem görünüm olarak hem ahlak olarak
dünyada olumsuz, hoşa gitmeyen yönlere sahipmiş gibi tanıttı. Oysa Allah
Müslümanların temiz ve bakımlı olmasını istiyor. Peygamber Efendimiz (sav) de
çok bakımlı ve yakışıklıydı, güzel insanlardan çok hoşlanıyordu.

 

-İş saatleri dışında neler yaparsın?

Bu sorunuzu iki türlü cevaplamam gerekiyor. İş saatlerinden kastınız gündüz ticari
faaliyetlerim ise onun dışındaki tüm vaktimi Allah yolunda faydalı olabilecek
hayırlı çalışmalarla geçiriyorum. Allah’ın verdiği bu değerli ömrü Allah’ı
düşünerek, İslam ahlakının güzelliğini dünya çapında duyurarak geçirmeye
çalışıyorum. Ancak iş saatleri olarak canlı yayınları kastediyorsanız o benim
için bir iş değil. Benim hayatımın bir yansıması. Din benim hayatımın her
anında var. Eğlenirken, müzik dinlerken, spor yaparken, film seyrederken,
arkadaşlarımla sohbet ederken… Ben vaktimin boş geçmesine kıyamam. Benim dini
konularla ilgili yorumlarım canlı yayınla sınırlı kalmaz, canlı yayın biter,
internet sitelerimdeki yazılarımla İslam’dan bahsederim.. Allah’ı deli bir
aşkla sevmek çok zevkli.

 

-Adnan Oktar hoca ile yolun ne zaman kesişti? İlk önce neden etkilenmiştin? Hoca size kedi
canlı derken acaba makyajınızdan mı esinleniyor, başka bir anlamı var mı?

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisiliği okurken Adnan Oktar Hoca’mızın
kitaplarını okumaya başladım ve Hoca’mızla tanışmak istedim. Sayın Adnan Oktar
dünya üzerinde daha önce kimsede görmediğim samimiyet, candanlık, çok derin
incelikleri fark eden keskin bir akla sahip. Sayın Adnan Oktar Allah’a âşıktır.
O yüzden Adnan Oktar Hocam ile tanıştığımda, Allah aşkını öğrendim. Ve ruhum
canlandı. Allah sevgisi insana mutluluğun en fazlasını yaşatan 7. bir his
diyebilirim. Elbette bu sevginin içinde şefkat ve merhamet de var. Dolayısıyla
kedi canını sözü Hocamızın Allah aşkını kelimelerle ifade ettiği hoşuma giden
güzel sözlerinden sadece biri. Hocamız konuşmaya başladığında ruhumda çok derin
etkileri olur. Çünkü insanları düşünmeye, Allah’ı sevmeye teşvik eder.

 

-Ailenle görüşüyor musun, en fazla eleştirilen konu Adnan Hoca ile samimi olanların
aileleriyle ilişkilerini kopartmalarıdır, ne diyeceksin kısaca?

Ailemle sık sık görüşüyorum. Ailem, Hocamız Adnan Oktar’ın hayranıdır. Çok saygı duyar ve çok
severler. Annem, teyzelerim, anneannem, eniştelerim, yeğenlerim yani kısacası
tüm ailem gece gündüz Hocamızı dinler ve çevrelerine anlatırlar. Hocamız da
ailemi çok sever ve bana her zaman Kuran’da aileye gösterilmesi gereken şefkat
ve sevgiden bahseder. Benim Adnan Oktar Hocamı tanımam aileme bağlılığımı
sevgimi daha da arttırdı.

 

-Hocanın iltifatları karşısında şaşırdığın oluyor mu, hep böyle tatlı dilli midir?

Hocamızın iltifatlarını duyduğumda çok heyecanlanıyorum. Çünkü samimiyetle Allah
sevgisiyle söylediğini biliyorum. Canım Adnan Oktar Hocamın her sözü
birbirinden tatlı, farklı ve etkileyici oluyor. Hocamızın samimiyeti her
karşılaştığı insan şaşkınlığa uğratır zaten. Karşılıksız olarak bu kadar coşkun
sevgi sunabilmesi bir insanın rastlanan bir şey değildir. Hocamızın her
iltifatında samimi sevgisini hissetmek çok büyük bir nimet. Ve evet hep böyle
güzel sözlü, gönül alıcı karşı tarafı her zaman memnun ve onore eden bir üslubu
vardır.

 

 

GÜZELLİK ALLAHIN LÜTFUDUR

 

Ebru Altan (Ortaokul ve liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde okudu.
Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi Bölümü’nden mezun oldu)

 

-Geçtiğin eğitim basamaklarına bakınca hayran olmamak elde değil. Okuldayken böyle bir kariyer
hedeflemiş miydin?

Allah bana çok güzel bir kader belirlemiş. Yaşadığım tüm olaylar beni şu an bulunduğum konuma
doğru sevketti. Öğrenim gördüğüm okul, okuduğum her kitap, gezdiğim her ülke,
öğrendiğim her bilgi kaderde şu an mevcut olan konumuma vesile oldu. Allah’ın
kaderine teslimiyet çok büyük bir konfordur.

 

-Fosillere ilgin nasıl başladı, paleontoloji gibi dalları seven birine rastlamak şaşırtıcı ve
sevindirici… Seni bu konulara yönelten neydi?

İnsanların Darwinizm gibi bilimsel hiçbir delili olmayan bir teori ile yıllardır aldatılmaya
çalışılması hayret verici. Hocamızın bu konudaki eserleri Darwinizm’e verilecek
en güzel cevaplar. Bu eserlerde Darwinistler’in on yıllardır insanların
gözünden saklamaya çalıştığı ve Yaratılışın tam anlamıyla bilimsel ispatı olan
fosiller ele alınıyor. Benim de fosillere ilgim böyle başladı. Çok fazla
araştırma yaptım. Her hangi bir doğal parkta bile kolaylıkla rastlanabilecek olan
fosillerin evrimciler tarafından insanlardan gizlenmeye çalışılması beni daha
da şevklendirdi. Fosiller canlıların yüzmilyonlarca yıldır hiçbir değişime
uğramadıklarını, yani yaratıldıklarını açıkça ispat eden önemli bilimsel
delillerdir.

 

-Darwinizmde en hatalı bulduğun noktalar neler? Nelere dikkat edersen bu teoriyi çürütebiliriz?

Darwinizm daha hayatın kökenini açıklama konusunda çaresiz bir teoridir. Dolayısıyla daha
doğmadan ölür. Dünya üzerinde uçsuz bucaksız evrendeki her noktada bir ahenk,
bir uyum varken, insan vücudunu meydana getiren 100 trilyon hücreden her biri
dünyanın en gelişmiş şehirlerinden bile daha kompleks bir alt ve üst yapı
sistemine sahipken, her şeyin tesadüflerin eseri olduğunu ve yeryüzünde bir
kaos olduğunu iddia etmek başta bilimle açıkça çelişmektir ve akla-mantığa da
tamamen aykırı bir iddiadır. Ayrıca etrafımıza baktığımızda gördüğümüz her
canlıdaki sistemlerin mükemmelliğini görmek için bilim adamı olmaya gerek
yoktur. Canlılığı meydana getiren tek bir proteinin bile tesadüfen oluşması
imkansızken Darwinizm bu gerçeği göz ardı eder. Size tek ve açık bir delil: Tek
bir proteinin var olması için zaten o sırada 100 ayrı proteinin, DNA’nın ve tüm
organelleri ile bir hücrenin var olması gerekir. Bu gerçek, evrim teorisinin
geçersizliğini ortaya koyan en önemli delillerden biridir.

 

-Evrime inanıp da Müslüman olmak mümkün müdür? Bir kişi evrime inanıyorsa tabii ki sen Müslüman
değilsin diyemeyiz. Kimin ne olduğu Allah Katında bellidir. Ancak Evrim
teorisinin baştan ortaya atılma amacı bir Yaratıcı’nın varlığını inkar
etmektir. Ayrıca Kuran Darwinizim’i yalanlar. Yani Kuran’da canlıların Allah’ın
‘Ol’ emri ile yaratıldığı açıkça anlatılır. Ayrıca Allah melekleri, cinleri,
cennet hurilerini, gılmanları cennet ağaçlarını cennet canlılarını nasıl
evrimle yaratmadıysa insanı da evrimle yaratmamıştır. Allah’ın evrimle
yaratmaya ihtiyacı yoktur.

 

-Adnan Hoca’yı tarif etsen, bize tanıtsan desem, ne derdin?

Hocamız hayatımda gördüğüm yaşayan insanlar içinde en akıllı, en güzel ahlaklı,
Allah’tan çok korkan, Allah’ın dinine çok titiz, Allah’a deli âşık,
sevdiklerini kendinden önde tutan, fedakar, sabırlı, Allah’a tam tevekküllü,
Allah yolunda karşılaştığı her zorluğu her imtihanı tevekkülle ve güzel bir
sabırla karşılayan mükemmel bir insan gerçek bir Müslüman’dır. Samimiyeti ve
dürüstlüğü çok dikkat çekicidir. Hocamızla ilk defa tanışan bir insan
samimiyeti karşısında hemen rahatlar. Hocamız tam bir sevgi insanıdır. Gönlü
çok çok geniştir. Tanıştığı herkese sevgisini tam olarak yöneltir. O yüzden de
arkadaşları tarafından çok seviliyor.

 

-Yolunuz nasıl kesişti ve o günden bu yana değiştin mi? Bir arkadaşım vasıtası ile tanıştım.
Allah’a şükürler olsun. Benim hayatım o günden sonra başladı diyebilirim. Maddi
manevi çok önemli gelişmeler yaşadım. Dünyaya bakış açım çok netleşti. Ufkum
genişledi. Düşünce gücüm çok derinleşti. Dünya düzeninin gerçek yönünü fark
ettim. Ki bu benim için çok büyük bir nimet.

 

-Güzel olmayı çok önemsiyor musun, bir programa hazırlanırken kaç saat sürüyor makyaj ve
saçlarınızın yapılması?

Güzel olmak Allah’ın bir lütfüdür. Allah Müslümanların temiz, bakımlı olmalarını istiyor.
Peygamber Efendimiz (sav) ashabının yanına hep tertemiz ve bakımlı olarak
çıkıyor. İnsanlara gösterilen saygının ve verilen değerin bir göstergesidir
bence. Hazırlanmam çok uzun sürmüyor ancak detaylara özen gösteririm.

-İngilizce yaptığınız yayınlar kimlere ulaşıyor, Ortadoğu’da da takipçileriniz var mı?

Yayınlarımız tüm dünyaya ulaşıyor. Aşağı yukarı her ülkeden önemli bir izleyici kitlemiz var.

 

-Muhafazakar kesimden tepki alıyor musunuz, başınızı bağlamamanız tartışılıyor?

Her türlü kesimden sevenimiz çok. Ancak tabi eleştiri yöneltenler de oluyor. Ancak önemli
olan samimi inandığımızı yaşamamız.

 

-İmajınız ve fotoğraflarınız bir hayli iddialı. Seksi olduğunuzu da söylemek pek mümkün,
seksi ve çekici bir kadın olarak özelliklerinizi ve güzelliklerinizi
vurgulamanız, Müslümanlıkla nasıl bağdaşıyor?

İltifatınız için teşekkür ederim. Allah güzelliği beğeniyor ve yaratıyor. Hz Yusuf da çok
yakışıklı ve çekici bir insandı. Allah Müslüman’da bir heybet ve çekicilik
yaratır. Bu bir nimettir. Bu da benim dış görünümüm bunu özel olarak
değiştirmeye çalışmam. Allah’a şükrediyorum. Güzel olan her şeyde dinin
içindedir.

 

-Bana maşallah ve inşallah der misiniz?

‘Maşallah’ Allah ne güzel yaratmış demektir. Güzel olan bir şey gördüğümüzde hemen Allah’ı
överiz. O güzelliğin Allah’a ait olduğunu biliriz. ‘İnşallah’ Allah dilerse
demektir. Kehf Suresi’nde Allah 23. 24. ayetlerde “Hiçbir şey hakkında:
“Ben bunu yarın mutlaka yapacağım” deme. Ancak: “Allah
dilerse” (inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de
ki: “Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya
yöneltip-iletir.” Diye buyurur. İnşallah kelimesi Allah’ın güzel bir
zikridir ve tüm gücün Allah’a ait olduğunu bize hatırlatır.

 

-Adnan Hoca neden size kedi canlı diyor? Sizin kendisine bir hitap şekliniz var mı?

Hocamız sevmeyi, kadınları, çocukları, tüm yaratılanları çok sever. Bu da kendisinin bir sevgi
şekli. Kedilerin munis, şefkatten ve sevilmekten anlayan, yumuşak başlı yönü
sevgi sebebidir.

 

 

GÜZELLİĞİN TEK SAHİBİ ALLAHTIR

Aylin Kocaman-( Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz dili, İngiliz edebiyatı ve
Amerikan kültürü üzerine eğitim gördü)

 

-Sevgili Aylin, ben de Ankara doğumluyum ve Ankara’dan bu kadar güzel bir kız çıktığı memnun
oldum doğrusu, nedir şu İzmirli kızlardan çektiğimiz. Şaka bir yana, kendini
güzel buluyor musun? Güzellik nedir sence?

Elif hanım, çok teşekkür ederim. Evet, hemşeriyiz ve ben de hemşerimin çok güzel olmasına
memnun oldum, maşaAllah, gerçekten çok güzelsiniz. Güzellik konusunda öncelikle
şunu ifade etmeliyim. Tüm güzellikler Allah’a aittir. Her güzelliğin Sahibi
Allah’tır. Biz bir güzelliği överken yalnızca Allah’ı överiz. Dolayısıyla
güzellik de Allah’ın güzelliğini görmekle oluşur. Allah’ı seven, güzelliklerin
Sahibinin Allah olduğunu bilen bir insan mutlaka güzeldir. Kalbini Allah’a
vermiş olmanın huzuru vardır yüzünde. Üzerinde güzel bir cazibe oluşur.
Dolayısıyla evet, Allah’ı çok sevdiğim için kendimi güzel buluyorum. Kalbinde Allah’a
sevgi ve iman taşıyıp da bir insanın çirkin olması mümkün değildir.

 

-Tanınma hoşuna gidiyor mu,  kendini ünlü biri gibi
hissediyor musun?

Tanınmak hoşuma gidiyor, çünkü benim Kuran’a göre bir sorumluluğum var. İnsanlara Kuran’daki
güzel ahlakı anlatmakla sorumluyum. Bu aslında her Müslüman’ın sorumluluğudur.
Şu anda bunu geniş çaplı olarak yapabiliyorum. İnsanlar beni gördüklerinde
canlı yayınlarda anlattıklarımı veya yazdıklarımı hatırlıyorlar. Böylelikle
onlara Allah’ı, Allah için güzel ahlaklı olmayı hatırlatabiliyorum. Onlara bir
Müslüman kadının bakımlı, kültürlü, eğitimli, neşeli, dışadönük ve modern
olabileceğini hatırlatıyorum. Başı açık bir kadın da başı kapalı bir kadın da;
benimle ve arkadaşlarımla rahatlıkla konuşabileceğini, her birine sevgi ve
saygı ile yaklaşacağımızı biliyor. Başı açık bayanlar artık İslam’a
yanaşmaktan, Kuran okumaktan korkmuyorlar. İslam’ın sevgi üzerine kurulu
olduğunu, herkesi kucakladığını ve herkesin Allah’ı çok sevebileceğini, bu
konuda bir kısıtlama olmadığını onlara anlatabiliyorum. Bizim dünyaya
verdiğimiz önemli bir mesaj var: İslam’ın nefret, savaş ve öfke kavramlarından
uzak olduğunu; sevgiyi, barışı, her şeyin en güzelini insanlara sunduğunu
göstermeye çalışıyoruz. Bu, İslam’a bizim getirdiğimiz bir yorum değildir. Bu,
tam anlamıyla Kuran’da Rabbimiz’in bildirdiği İslam dinidir. İşte bu yüzden
tanınmamız ve dünyaya İslam’ın gerçek yüzünü göstermemiz büyük önem taşıyor.

 

-Televizyon programlarından sonra hayatın değişti mi?

Televizyon programları elbette çok güzel bir fırsat verdi bana. Hem Türkiye’de hem dünyada
milyonlarca kişiye ulaşabildim. Yıllardır yaşadığım o güzel dini, insanlara
tebliğ edebildim ve ediyorum da. Binlerce insanla tanıştım, hepsi çok değerli
insanlar. Çok fazla sayıda insana, hiç bilmedikleri gerçek İslam dinini
anlatabildim. Türkiye’de ve yurt dışında pek çok ateist İslam’a döndü. İslam
karşıtı kişiler, bizimle bağlantı kurup bizim anlattığımız İslam dinini
dinlemek istediler. Bu kişilerin büyük ölçüde fikri değişti. Elbette her şeyi Allah
yapar. Ben, bunlara sadece bir vesile olmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum.
Televizyon programlarından önce hayatımı nasıl yaşıyorsam şu anda da aynı
şekilde yaşıyorum. Günlük hayatımda neleri konuşuyorsam, nelerden bahsediyorsam
televizyon programlarında da aynı şeyleri anlatıyorum. Fakat elbette şu anda
çok daha fazla dostum, kardeşim oldu. Bu da hayatımı daha da güzelleştirdi.

 

-Politik yorumlar yaptığını söylemişsin, kendini yeterince donanımlı buluyor musun bu
konuda?

Evet. Hem Türkiye hem de yurt dışındaki politik gelişmeleri çok yakından takip ederim. Bu
konudaki yorumcuları da takip ederim. Dünya çapında yorumcuların pek çoğu,
tecrübeli ve iyi eğitim almış olmalarına rağmen, problemlerin asıl kaynağını
fark edemezler. Problemi teşhis edemeyince de tedavi mümkün olmaz. Bu nedenle
sadece tartışır ve vakit kaybederler. Oysa dünya çapında iman zafiyeti diye bir
sorun var. İnsanlar Allah inancından uzaklaştırıldıkça hiç beklemedikleri
sorunlar karşılarına çıkıveriyor. Komünizm bütün dünyada tehlikeli varlığını
güçlenerek sürdürüyor, ekonomik kriz dünyayı altüst etti, ülkelerde kardeş
kardeşi katlediyor, en küçük olaylardan büyük kıvılcımlar çıkıyor. İnsanların
büyük bir kısmı, sahte ideolojilerin ve düşüncelerin etkisinde bırakıldıklarını
fark edemiyorlar. Büyük sorunlara küçük çözümler arıyorlar. Oysa Kuran’a
bakıldığında, Allah yanlısı düşünüldüğünde her sorunun çözümünü görmek
kolaydır. Değerli Hocamız Sayın Adnan Oktar bize bu konuda önemli bir teşhis
gücü kazandırdı. Kuran’ı anlamamıza ve Kuran’a göre teşhis ve çözüm
üretebilmemize vesile oldu. Dolayısıyla evet, politik konular üzerine gerçekçi
ve çözüme yönelik yorumlar yapıyorum. Eğer insanlar dünyadaki sorunları çözmek
istiyorlarsa, Kuran’a göre gerçek çözümleri gösteren ve bizleri de bu şekilde
yetiştiren Sayın Adnan Oktar’ın fikirlerini mutlaka takip etmelidirler.

 

-Biyoloji, fizik, kimya, biyofizik, genetik, mikrobiyoloji konuları neden bu kadar ilgini
çekiyor?

Bilim, Allah’ın varlığını gösterir. Bilim muazzam bir şeydir. Bir çiçeğin altın orana sahip
yaprakları, bir hücrenin içinde paketlenmiş 2 metrelik DNA, bir anne timsahın
yavrusuna gösterdiği şefkat, bir tek hücrelinin zorda kalınca kendisini
kristalleştirerek bulutların arasına saklanması, atomların birleşerek bu renkli
dünyayı var etmesi, yeryüzündeki o hayranlık uyandırıcı görkemli düzen,
bunların hepsi Allah’a olan aşkı artırır. Bunları bildikçe, kainatın hiçbir
noktasında tesadüfen bir olayın olamayacağını fark eder insan. Bunları
bildikçe, her şeyin heyecan uyandırıcı hassas bir oran, dizayn, estetik ve
donanımla yaratıldığını ve her an kontrol altında tutulması gerektiğini anlar.
Bunu anladığında da; kendisini de, Madagaskar’da bir ağacın yaprağındaki bir
hücreyi de, Sahra çölünde bir kumun altına saklanan örümceği de, dünyadaki 7
milyar insanın her birindeki 100 trilyon hücrenin her birinde meydana gelen
olayları da bilen Yüce ve Büyük bir Yaratıcımız, Yüce Allah’ımızın varlığını
görür. Yüce Allah’ın büyüklüğünü görür. İşte bilim bu yüzden önemlidir. Allah
Kuran’da “Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’.” şeklinde
bildiriyor. Yani Allah bilimi teşvik ediyor. Bütün bilim dallarındaki her bir
detay işte bu yüzden heyecanlandırıyor beni. Allah ne kadar çeşitli, ne kadar
muazzam, ne kadar büyük bir sanatla yaratmış. Ve her an hepsini kontrolü
altında tutuyor. Bu, hayranlık uyandırıcı bir gerçektir.

 

-Adnan Hoca ile nasıl tanıştın, yorumculuk işini kendisi mi teklif etti?

Sayın Adnan Oktar ile kuzenim vasıtasıyla tanıştım. Hayatımda görüp tanıdığım en akıllı, en
dürüst, en kararlı, Allah’a ve İslam’a derinden kalpten bağlı ve en doğru sözlü
insandır. Kendisini tanıdığım anda o güçlü Allah korkusu ve bundan kaynaklanan
kararlılık ve akıl beni çok etkilemişti. Değerli hocamı her gün görüyorum ve o
akıl, kararlılık ve Allah sevgisi gitgide artarak beni etkilemeye devam ediyor.
Sayın Adnan Oktar’la tanıştığım gün hayatım değişti, hayatım güzelleşti,
hayatım anlamını buldu. Hayatımda ilk defa Allah için yaşamanın güzelliğini ve
Kuran’a uymanın getirdiği büyük nimeti, değerli hocamı tanıdıktan sonra fark
edebildim. Yorumculuk konusunda ise şunu söyleyebilirim. Ben Sayın Adnan
Oktar’ı uzun zamandır tanıyorum. Benim bilgi birikimimi, olayları yorumlama
yeteneğimi ve Kuran ile mantıklı düşündüğümü Hocamız elbette çok iyi biliyor.
İşte bu yüzden A9 kanalı kurulduktan sonra kendisiyle istişare ederek birlikte
bu karara vardık. Arkadaşlarımla birlikte politik ve bilimsel tahlillerin ve
açıklamaların yapıldığı, evrim teorisinin bilimsel delillerle çürütüldüğü, Yüce
Allah’ı öven güzel sohbetlerin yapıldığı programlarımızı Hocamız da çok teşvik
etti. Yaklaşık bir yıldır günlük canlı yayınlarımız hafta sonları da dahil
olmak üzere kesintisiz olarak devam ediyor. Bunun yanında çeşitli eğitim
programlarının da çekimlerini yapıyoruz. Elbette bir de İngilizce programlar
var. Ünlü konuklarla benzer konuların anlatıldığı İngilizce programlarımızla da
yurt dışına ulaşabiliyoruz.

 

-Ailenle aran nasıl, hakkınızda en çok konuşulan konulardan biri bu… Dedikodu gibi olacak ama
sizlerin ailelerinize görüşmediğiniz söyleniyor, sormadan edemedim…

Benim çok şeker, dünyalar tatlısı bir annem var. Beni çok seviyor, Hocamızı çok seviyor ve ben
de onu çok fazla seviyorum. Benim dindar bir insan olmamla her zaman gurur
duyar, ben de onunla gurur duyarım. Aramızda şimdiye kadar hiçbir şekilde bir
sorun olmadı. Sık sık ziyaretine giderim, 2-3 günde bir ararım. Sohbet ederim,
ihtiyaçları neyse ilgilenirim ve onun rahat etmesi için elimden geleni yaparım.
Çok değerli bir ablam var. Onun da benim gibi işleri çok yoğun. Ama yine de
onunla da sık sık görüşmeye çalışırım. Babamı 3 yıl önce kanser nedeniyle
kaybettim. Çok saygıdeğer, çok sevecen, müşfik, son derece akıllı ve değerli
bir insandı. Beş buçuk yıl boyunca kanserle mücadele etti. Ve bu süre boyunca
değerli hocamız Adnan Oktar babamın tüm tedavi aşamalarını birebir takip etti,
gece gündüz demeden her şartta durumu hakkında bilgi aldı. Babamın durumu ile
ilgili yurtdışındaki doktorlardan yorum istetti. İstanbuldaki en iyi doktorlar
Hocamızın talebi üzerine babamın sağlık durumunu birebir takip ettiler. Bu zor
dönem boyunca Hocamız annemin de durumunu, ihtiyaçlarını ve sağlığını birebir
takip etmiştir. Onlara, en rahat edecekleri ortamın ve şartların sağlanması
için özel tedbirler aldırttı. Babamla her görüşmemde onun moralini yüksek
tutacak, ona sürekli Allah’ı ve Allah tarafından bir imtihanla imtihan olduğunu
hatırlatacak bilgiler ve açıklamalar gönderdi. Babamın yoğun bakımda bulunduğu
dönem içinde Hocamız, gece saatleri dahil neredeyse her saat başı, babamın sağlığı
hakkında bilgi almış, her türlü ihtiyacını tespit ettirmiş ve buna göre
tedbirler aldırtmıştır. Sayın Adnan Oktar’ın aileye verdiği değer işte
böylesine büyüktür. Bizler, aileye nasıl bir değer verilmesi gerektiğini
değerli hocamızdan öğrendik. Biliyorsunuzdur, bir insana iftira atmak için hep
kamuoyunun en hassas noktaları esas alınır. Bunlardan bir tanesi de ailedir.
Hocamıza karşı komplolar kurmak isteyen kesim, aile kavramını kullanarak bunu
yapmaya kalkıştı. Ve dikkat ederseniz bunlar 3-4 aileyi geçmedi. Bu aileleri
ekranlarda ağlatarak, amaçlarına ulaşmaya çalıştılar. Fakat bu arada camiamıza
300den fazla ailenin değerli hocamızı ve bizleri ne kadar çok sevdiklerini
gündeme bile getirmediler. Çünkü amaçları farklıydı. Bizi gerçekten tanımak isteyenler
300 ailenin açıklamalarına kulak vermelidirler. “Aileler Sn. Adnan Oktar için
ne dediler” başlıklı internet sayfasından camiamıza mensup ailelerin Sayın
Adnan Oktar için ne dediklerini öğrenebilirler: http://www.harunyahya.org/list/type/75/ Bu sayfada
benim babamın açıklamalarını ve hocamıza yönelik sevgi dolu mesajını da
göreceklerdir.

 

-Bir programda kaç defa Maşallah ve inşallah diyorsunuz acaba?

Evet, bizler inşaAllah, MaşaAllah kelimelerini sıklıkla kullanırız. Çünkü bu kelimeler çok
güzel anlamlar taşırlar. Aklımızın ruhumuzun Allah’la her an birlikte olduğunun
bir göstergesi, bir delilidirler. Hoşumuza giden bir şeye “ne güzelmiş” deyip
geçemeyiz biz. Onu Allah yaratır ve o güzellik Allah’a aittir. Bu nedenle
güzele güzel derken, onun aslında Allah’ın güzelliği olduğunu ifade etmemiz
gerekir. Bunu zikretmek güzeldir. Bir işe koyulacağımız vakit, onu Allah’ın
yaptıracağını, Allah’ın sonuçlandıracağını biliriz. Dolayısıyla yapacağımız bir
işten bahsederken mutlaka onun “Allah’ın izniyle” olacağını belirtmemiz
gerekir. Bu Kuran’da uyulması gereken bir hükümdür. Dolayısıyla bir ibadet
olarak yapılması gerekir.

 

-Videolarınızın gördüğü ilgi hoşuna gidiyor mu, Hoca’nın iltifatlarından hiç sıkıldığın oldu
mu?

Evet, elbette bu ilgi güzel. Çünkü daha önce belirttiğim gibi, bütün bunlar bir kısım
insanların, İslam’a yönelik yanlış bakış açılarının değişmesine neden oldu. Bu
nedenle insanların videolara ilgi duyması bizi merak etmelerine sebep oluyor.
Bizi merak edince anlattıklarımızı, özellikle de hocamız Sayın Adnan Oktarın
anlattıklarını dinliyorlar. Bu önemli açıklamaları dinlediklerinde de İslam’a
karşı önyargılı bakış açıları mutlaka değişiyor. Dolayısıyla ilgi olması, merak
uyandırması elbette güzel bir şey.

Hocamızın iltifatları çok güzel, çok seçkin ve özeldir. Hocamız gibi değerli ve akıllı
bir insandan bu iltifatları duymak da dünyanın en güzel ve zevkli nimetlerinden
biridir. Ama şunu belirtmem gerekir: Hocamız bir iltifat yaparken, onu Allah’ı
överek yapar. Çünkü güzelliğin tek Sahibinin Allah olduğunu bilir. Biz de
iltifatları alırken Allah’ı överek alırız. Bu yüzden mutlaka MaşaAllah deriz.
Çünkü o övgü Allah’a yapılmaktadır. Allah’ın öven güzel bir söz her zaman
güzeldir zaten.

 

-Yurtdışı toplantılarına da katılıyorsun sanırım, bize, Türk ve Müslüman kadınlara
bakışları nasıl?

Evet, A9 kanalında düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz Building Bridges adında ingilizce
yayınımız var. Amerika’da bir network olan WTPN ile birlikte
gerçekleştiriyoruz. Her hafta 2 veya 3 defa gerçekleştirdiğimiz bu programlarda
dünyaca ünlü çeşitli kişileri konuk ediyor ve karşılıklı yorumlarda
bulunuyoruz. Bunun dışında yurt dışında çeşitli tv ve radyo programlarına
katılıyoruz.

Elbette dünya çapında genel olarak Müslümanlara yönelik bakış açısında bazı bozukluklar var.
Bu insanlar, yıllarca fanatiklerin yobazların etkisinde kaldılar. Gerçek
İslam’ı tanımadılar. Büyük bir kısmı, İslam’ın demokrasiyi, barış ve sevgiyi,
kardeşliği, birlik ve beraberliği, kadına en fazla değer veren din olduğunu
bilmiyorlar. Bu konuda bilgiye ve eğitime gerçekten çok muhtaçlar. Elbette
onları suçlayamayız, çünkü yıllarca İslam adı altında onlara çok farklı bir
görüntü gösterildi. Fanatik ve yobazların yaşadığı sahte dini İslam
zannettiler. Söz konusu fanatiklerin Kuran’daki İslamı değil, kendi kafalarında
var ettikleri batıl bir dini yaşadığını bilmiyorlar. Dolayısıyla Kuran’da
kadına verilen üstün değerin de farkında değiller. Kuran’da kadın, erkekten de
üstün tutulmuştur. Rabbimiz Kuran’da kadının, güçlü, akıllı, aynı zamanda da
bir çiçek gibi değerli olduğunu belirtir. Elbette yurt dışı görüşmelerimiz ve
programlarımız bu konudaki yanlış anlayışı büyük ölçüde değiştirdi.

Türkler ve Türkiye ise, adeta bir kurtarıcı gibi onlar için. Özellikle Ortadoğu’da
dinmeyen karışıklıkların ancak Türkiye vesilesiyle çözüleceğine inanıyorlar.
Elbette bu da bizim, bütün dünya ülkelerini içine alacak ve sevgi ve kardeşlik
üzerine kurulacak Türk İslam Birliği ülkümüz için çok önemli bir adım.

 

 

KIZ KARDEŞLERİMİ ASLA KISKANMAM

 

Damla Pamir  (Orta ve Lise Öğretimimi Özel Kültür Kolejinde tamamladı. Ardından Haliç Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde eğitim gördü)

 

-Müthiş bir eğitimin var, tebrik ederim. Okuldayken nasıl hayallerin vardı? Yaptığın işten memnun musun, ileriye yönelik
nasıl çalışmaların var?

Okul yıllarında öncelikli olarak eğitimimi tamamlamak üzerine odaklanmıştım. Ancak canım Hocamla tanıştıktan sonra
sadece üniversite tahsilinden çok daha geniş bir perspektif ile hayata bakmaya
başladım. Kendi eğitimim kadar, çevremdeki, toplumdaki hatta dünyanın dört bir
yanındaki insanların eğitiminin de çok önemli olduğunu gördüm. Sayın Adnan
Oktar’ın dünya barışı, huzuru, refahı adına yürüttüğü faaliyetlerin ne kadar
önemli olduğunu anladım. Ayrıca insanların dünya çapında içerisine düştükleri
büyük manevi yozlaşmanın; insanlar arasındaki sevgi, şefkat, merhamet
eksikliğinin, dağılmışlığın, birlik beraberlik ruhundaki eksikliğin acil olarak
telafi edilmesi gerektiğini düşünerek bu yönde çalışmalara başladım.

Yaşanan tüm acıların, sıkıntıların, çatışma ve savaşların, zulümlerin çözümünün çok kolay olduğunu, Kuran ahlakının
yaşanmasıyla tüm dünyaya sevgi, barış ve huzurun hakim olacağını insanlarımıza
göstermeyi hedefliyorum. Büyük bir ülkü ve büyük bir ideal adına
çalışmalar yapıyorum. Dolayısıyla elbetteki yaptığım çalışmalardan çok
memnunum.

 

-Osmanlı dönemi ve kültürünü neden bu kadar sevdin, seni yönlendiren ve etkileyen bir rol-modelin var mıydı?

Çocukluk yıllarından beri Osmanlı tarihine karşı ilgim vardı, Osmanlı Tarihi ile ilgili çok fazla kitap okudum.
Üniversite yıllarında da Sayın Hocamız’ın Osmanlı tarihini anlatan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun
tüm dünyaya yön vermesinin altında yatan en önemli unsurun İslam ahlakı olduğunu
anlatan eserlerini okudum Bu eserlerde Osmanlı padişahlarının tüm dünyaya
adalet getiren uygulamalarının aslında hep Kuran kaynaklı olduğunu gördüm.

Dolayısıyla benim bu Türk ve Osmanlı Tarihi alanında araştırmalara başlamam ve Osmanlı toplumunun tarihini,
sosyo-kültürel özelliklerini kültürel ve kuramsal boyutlarıyla derinlemesine
inceleyen bir kitap çalışması hazırlamaya başlamam da bu aşamadan sonra
gerçekleşti. Tarihi belge ve dokümanlara dayalı olarak hazırladığım ve hali hazırda
devam eden bu kitap çalışmam, Osmanlı tarihinde dönüm noktası sayılabilecek
olayları da farklı bir pencereden yorumlar nitelikte.

 

-Bazı programlarda 6 kız bir aradasınız. Aranızda kıskançlık, çekememezlik gibi sorunlar oluyor mu? Kız kardeşler bile
tartışır ya kimi zaman bu amaçla sordum, bir sorun olduğunda nasıl
halledersiniz?

Biz birbirimizi Allah sevgisiyle çok fazla seviyoruz, kıskançlık kelimesi bile bana çok yabancı geliyor. Zaten
kıskançlık haramdır, bizim aramızda kıskançlık tartışma asla olmaz, her zaman
sözün en güzelini söyleriz, birbirimizin çok daha iyi ve güzel olması için çaba
sarf ederiz. Kuran’a uygun düşündüğümüz için kalbimizde hiçbir surette
kıskançlık hissi oluşmaz. Kız kardeşlerimin hepsi benim canımdan daha
değerlidir ve inşaAllah onlar benim cennet kardeşlerim.

 

-MaşaAllah ve inşaAllah demek ve bunu sıkça tekrar etmek kimin fikriydi ve neden bu kadar ilgi çekti sence?

Bu sözleri söylemek Allah’ın emri ve Peygamberimiz (sav)’in tavsiyesidir. Güzelliğin, nimetin, gücün asıl sahibinin
Allah olduğunu insana hatırlatır. Çok ilgi çekmesi sanırım insanların bu ahlakı
böyle titizlikle uygulayan insanlarla ilk kez karşılaşmalarından kaynaklanıyor.
Ama bizimle birlikte artık dindar olan ya da olmayan her insan inşaAllah ve
maşaAllah sözlerinin anlamını öğrendi ve her kesimden çok fazla insan artık bu
güzel sözleri günlük hayatında kullanmaya başladı.

 

-Think Tank düşünce kuruluşları başkanlarını konuk ediyoruz demişsin, kimler mesela? Neler konuşuluyor?

Mesela BuildingBridges programımızda, bir Think Tank kuruluşu olanDin ve Kamu Politikası Enstitüsü Kurucu Başkanı
(Institute on ReligionandPublicPolicy) aynı zamanda Nobel barış ödülü adayı
Joseph Grieboski’yle bir televizyon programımız oldu. Grieboski ile programda uluslarası
politika özellikle Ortadoğu politikası, Arap baharı, Türk İslam Birliği , İslam
dini , yobazlığın olumsuz etkileri, Terör ve kökeni Darwinizmden bahsettik.
Genellikle dünyadaki savaşların ve terörün son bulması için barış gönüllüsü
olarak fikir alışverişinde bulunuyoruz. Darwinist materyalist sistemin tamamen
ortadan kalkması için ortak projelerimiz oluyor. Din, dil, ırk ayırt etmeden,
dünyadaki açlığın, yoksulluğun, zulmün son bulması için hep birlikte çalışmalar
yapıyoruz.

 

-Sence ülkemizin en büyük sorunu nedir? Nasıl çözümlenir?

Ülkemizin en önemli sorunu elbette terördür. Çözüm için, terörün fikri kaynağına bakmak gerektiğini
düşünüyorum. Çünkü insanın fiillerine yön veren şey, benimsediği inançtır.
Fikirleridir. Kişi sapkın bir inanca veya fikre sahipse bu doğrultuda hareket eder.
O zaman yapılması gereken şey, o fikrinin yanlışlığının kendisine
anlatılmasıdır. Anlatmakla da kalmayıp, inandığışeyin yanlışlığının kendisine
bilimsel olarak ispat edilmesi gerekir. Delilleri gördüğünde yanlış olan fikir
sistemi çökecektir. Beyni buna direnemez, yani bilimsel delillere direnemez.
İlla ki ikna olur. Böylece silahı elinden kendi bırakacaktır. Çünkü silahı
eline aldıran inancını artık yitirmiştir.

Biz de baktığımızda terör örgütünün marksist, leninist, komünist bir inanca sahip olduğunu görüyoruz.
Bu ideolojilerin fikri temeli ise Darwinizme dayanıyor. Demek ki yapılması
gereken şey Darwinizmin, materyalizmin, komünizmin, marksizmin
yanlışlığınıanlatmaktır. Anti propagandayla ikna ve telkin yolunu kullanmaktır.
Özetle, fikri mücadeledir.

 

-Hocanın iltifat etmesi hoşuna gidiyor mu?

Canım Hocamın iltifatları çok hoşuma gidiyor tabii ki. Çünkü Hocamız’ın kalbinde müthiş bir
Allah sevgisi var ve o duyduğu coşkuyla bize olan sevgisi, güzel iltifatları
çok etkileyici ve kalbimde derin bir heyecan oluşturuyor.

 

-Muhafazakar yaşam mütevazı olmayı gerektirir. Sizler mütevazı kızlar mısınız?

Muhafazakarlık kavramına yüklenen anlam önemli. Eğer muhafazakarlıktan kastedilen Allah’ın sınırlarının korunması ise,
güzel olan toplumsal ve kültürel değerlerimizin savunulması ise evet biz
muhafazakarız. Ve yine evet, inşaAllah mütevazıyız. Alçakgönüllülük Allah’tan
korkan, O’na boyun eğen her Müslüman’ın temel vasfıdır. Güzel olan hiçbir
özelliğimiz kendimizden değil. Sahip olduğumuz her şey gerçekte Allah’a ait.
Bunun idraki içindeyiz, inşaAllah.

 

 

ALLAH’A İNANIYOR KURAN’A GÖRE YAŞIYORUM

 

Ceylan Özbudak (Ortaokul ve Lise eğitimini Uğur Koleji’nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi
İngilizce mütercim tercümanlık bölümünü bitirdi)

 

-Eğitimin için seni kutlarım ilk önce, kariyerinin başlarındayken nasıl hayallerin vardı,
bulunduğun yerden memnun musun?

Benim küçük yaşlarımdan beri araştırmacı bir kişiliğim oldu. Lise yıllarımda ve üniversite
eğitimimin son dönemlerinde elbette dünyadaki olayların, belirli ideolojik
odakların bu denli farkında değildim. Kariyer konusunda hayallerim sadece
aldığım eğitimle sınırlı değildi. Hazır sunulmuş bilgilerle yetinmeyen bir
yapım vardır. Doğruları bizzat tespit etmek; araştırma ve karşılaştırma yoluyla
ulaşmak, teyit etmek isterim. Bu özelliğim üzerinden bir şeyler yapmak,
birikimlerimi insanlarla paylaşmak gibi bir hayalim her zaman vardı. Şu anda
bulunduğum nokta tüm eski hayallerimin üzerinde, çok şükrediyorum. Her zaman
maneviyat ön planda olmuştur benim için. Her zaman insanlığa faydalı olma,
dünyayı güzelleştirme idealim vardı. Fakat bu denli şerefli bir amaca yönelik
çalışmalar yapmak önceden aklıma gelmezdi. Daha önce de Allah inancım vardı
fakat tüm güzelliklerin ancak dinle mümkün olabileceğini bilmiyordum. Modernlik,
neşe, kalite, güzellik deyince insanların aklına daha farklı bir çizgi gelir,
halbuki tüm bu pozitif özellikler insanın hayatında ancak dinle var olabilir.
Allah korkusu insana doğruyu yanlıştan ayıran bir anlayış verir ve insanı tüm
bağımlılıklardan özgürlüğe kavuşturur. Bunu yaşadığım için kendimi çok kısmetli
hissediyorum.

 

-Gündem analisti olarak programlara katıldım diyorsun, biraz açar mısın, nedir gündem analisti?

Gündemdeki konular ve olaylar arasındaki ilişkileri tanımlayarak en doğru sonuca gitme
yolunda fikir dinamikleri yapıyorum. Siyasi konulara mesafeli bir duruşu tercih
etmekle beraber; dini, ideolojik, bilimsel, sosyal ve kültürel hemen hemen her
alanda öne çıkan gelişmeleri derinlemesine ve çok boyutlu değerlendirerek
yorumlarımı izleyicilerle paylaşıyorum. Araştırma ve yorumlarımı aktardığım
konuları genellikle gündemle paralel olarak belirliyorum. Bunun doğal bir
devamı olarak ele aldığım konu Higgs Bozonu veya Marsa gönderilen robot
Curiosity de, terörün perde arkası veya Arap Baharı da olabiliyor. Program
yaparken sadece doğru ve öz bilgiler içeren, fayda getirmeye yönelik, çözümcü
bir üslubu önemli görüyorum ve izleyicilerin anlayabileceği bir dili
benimsiyorum.

 

-Amerikan Network’ünün BuildingBridges adlı
projesinin Genel Müdürü olarak bize biraz anlatır mısın, nedir bu proje?

Bu bizim ortak projemiz yani benim sonradan dahil olduğum değil bizzat başlattığım bir proje.
Özellikle bu yüzyılda birçok jenerasyon, nedenini bilmedikleri bir öfke ve
nefret ideolojisi ile büyütüldü ve halklar birbirine düşman edildi. Birçok kişi
bilinçaltlarına işlemiş Darwinist-materyalist bakış açısı ile orman kanunları
mantığında hareket ederek diğerlerini ezmenin peşinde. Bundan kendileri de son
derece rahatsız oluyorlar tabii ki. Sevginin, şefkatin, dostluğun, güvenin,
huzurun olmadığı bir ortamda kimse mutlu olamaz. İstedikleri kadar paraları,
imkanları, güçleri olsun, bulundukları her yer bu tip insanlara zindan gibi
gelir. Zaten pratikte de bunu görüyoruz. Dünyanın ekonomik anlamda en refah
ülkelerinde bile intihar oranları, madde bağımlılığı, anti depresan ilaç
kullanımı ve suç oranı müthiş yüksek. İşte insanların her şeye sahip oldukları
halde bu denli sefalet içinde yaşamalarının nedeni Allah inancının olmaması.
Diyalektiğin mutlak hakimiyetine inanmak insanları sürekli bir mücadele içinde
olmaya yöneltiyor. Böyle olunca da tabii ki kavgalar, çatışmalar, savaşlar,
düşmanlıklar, nefret bitmiyor. Bu durumda insanlar arasında bir köprü
kurabilmek için de işte bu ideolojinin ortadan kalkması gerekiyor. Building Bridges, işte bu köprünün
kurulması için ideolojik eğitimin ön planda olduğu bir medya projesi.

Bir de beraber faaliyet gösterdiğimiz network, Amerika ve Avrupa’da 20 milyon civarında insana
ulaşan bir network. Bu konuda başlangıç noktasının Amerika olması gerektiğini
düşündüm çünkü Amerikan halkı genel olarak İslam’ı çok yanlış tanıdı. Hem medya
kuruluşları, hem bazı Amerikan lobileri, hem yanlış fikre sahip bazı düşünce
kuruluşları el ele verip bir yobazlık modelini insanlara İslam diye tanıttı. Bu
yüzden Amerikalılarda geniş çapta İslam’ı yanlış tanımadan kaynaklanan bir
korku ve rahatsızlık oluştu. Bir de Avrupa halkından farklı olarak, bireysel
araştırma geleneği daha az Amerikan halkında. Bunu kırabilmek için bazı
Amerikalı gönüllü kardeşlerimiz Building
Bridges
projesi kapsamında broşürler bastırıp dağıtıyorlar, Hocamız’ın
kitaplarını dağıtıyorlar, birçok faaliyetimiz oluyor. Amerikan halkı yapısı
gereği doğruyu, güzeli, kaliteliyi gördüğünde hemen ayırt edebilen ve iyiliği
arayan bir toplum. O yüzden Building
Bridges
projesi hızlı yanıt veren bir proje. Bundan dolayı da çok mutluyum.

 

-Bu proje dahilinde tanıştığın ve seni etkileyen tanınmış isimler oldu mu?

Tabii ki oldu. İyiliği, güzelliği, kardeşliği, şefkat ortamını isteyen çok fazla samimi insan
var. Aslında dünyada iyiliği isteyen kişilerin sayısı agresif ve sevgisiz
kişilerden daha fazla. Fakat sorun, iyi olanların birleşmemiş olması. Örneğin
İsrail Devleti varolduğundan beri, Ben Gurion dahil tüm başbakanların
danışmanlığını yapmış emeritus profesör Moshe Ma’oz, İsrail’in Mavi Marmara
olayında hata yaptığını ve mutlaka Türkiye’den özür dilemesi gerektiğini çok
samimi bir dille anlatmıştı. Ayrıca Türkiye’nin her ne olursa olsun Musevi
kardeşlerimize olan olumlu tutumunu da çok güzel değerlendirmişti. Böyle samimi
ifadeleri her politikacının duyması gerektiğini düşünüyorum. Amerika’nın önde
gelen aktif Tink Tank kuruluşlarından birinin başkanı olan ve hem televizyon
hem iki defa radyo röportajı yaptığım iki Nobel ödülü adaylığı bulunan Joseph
Griebosky, Amerika’nın dış politika konusunda yaptığı en büyük hatalardan
birinin muhafazakar bir bölge olan Ortadoğu’ya olan yönelişinde politikasına
dini anlamayı, dini liderlerden yardım almayı eklememesinin nasıl stratejik bir
hata olduğunu ve amaçlarını nasıl gerçeğe uzak bir hayal haline dönüştürdüğünü
son derece akılcı şekilde analiz etmişti. Hem İsrail Başhahamlığı’na bağlı hem
Amerikan Musevi Toplum Örgütü Başkanı olan ve İrlanda Eski Başhahamı David
Rosen, yobazlıkla mücadele etmenin tek yolunun gerçek dini eğitim olduğunun,
dini kabul etmeyen birinin bile eğer yobazlıktan rahatsız oluyorsa bunun
çözümünü mutlaka o kişiye inandığı dinin temelindeki sevgiyi anlatmak olduğunun
üzerinde durmuştu. Bunu çok takdir etmiştim. Benim de tam olarak inandığım bir
yaklaşımdır bu. Bin Laden Issue Station merkezi eski başkanı CIA Şefi Michael
Schauer de yobazlığın İslam’la bağlantısız olduğunu anlatmıştı. Fransa eski CIA
şefi Charles Cogan son derece sevgi dolu ve şefkatli bir yaklaşıma sahipti.
Dünyaca ünlü ve Amerikan politikasına en çok şekil veren kuruluşlardan biri
olan RAND Corporation başkanı büyükelçi David Aaron, İslam’ı gerçek anlamıyla
bilmeyenlere mutlaka tam olarak tanıtılması gerektiğini savunuyordu ve
Musevilik ile İslam dinindeki Ahir Zaman kavramının yakınlığı  çok dikkatini çekmişti. Ortadoğu ve
Rusya’daki birçok politik gelişmenin bizzat içinde bulunmuş bir arabulucu olan
Hubertus Hoffman, World Security Network Foundation kuruluşu ile hangi
ülkelerde hangi ideolojik akımların etkili olduğuna dair ve bu konulardaki
yanılgılarla ilgili bilgiler vermişti. John Esposito gibi ünlü yazarların da
katılımları her zaman programlarımızda çok hoş bir renk oldu. Bunların yanında
California’lı politikacı eski aktris Jenny Worman gibi hem Hollywood’la
ilişkisini kesmemiş hem de politika ile iç içe olan biri ile dünyada hakim olan
ideolojiler üzerine sohbet etmek son derece zevkliydi. Bu kişilerin çoğuyla
bağlantılarım devam ediyor ortak başka projeler düşünüyoruz.

 

-Güzel olmak senin için çok mu önemli, sanki iyice vurgulamak ister gibi fantezi makyaj
yapıyor ve oldukça iddialı giyiniyorsun. Bu durum muhafazakar bir yaşamla
örtüşüyor mu?

Müslüman için elbette güzellik çok önemlidir. Temizlik önemlidir, ama en çok ahlak önemlidir.
Her güzellik Allah’ın tecellisidir. İnsan güzel olan her şeyde cenneti
hatırlar. Fıtraten insan zaten cennete özlemle yaşar ve sürekli güzellik arar.
Elbette insan dünya şartlarında olabilecek en güzel görüntüsüyle olmak ister.
Hz. Süleyman (as) dünyanın en güzel kıyafetlerini giyiyordu, en güzel sarayında
oturuyordu. Peygamberimiz (sav) zamanının en şık, en temiz, en modern, en güzel
giyinen, en yakışıklı, en heybetli insanıydı. Hz. Yusuf (as) insanı kendinden
geçirecek kadar cazibeliydi. Allah tarih boyunca inananlara hep iyilik,
güzellik vermiştir.

 

-‘MaşaAllah ve inşaAllah’ tekrarlarının amacı nedir, her cümlede kullanıyorsunuz neredeyse?

MaşaAllah, “Allah ne güzel yaratmış” demektir. İnsan Allah’ın yaratışından bahsederken,
bir güzelliği överken, bir mucizeden bahsederken elbette Allah’ın yaratışındaki
yüceliği över. İnşaAllah ise “Allah’ın dilemesi ile” anlamına gelir. Olmasını
istediğimiz bir şeyden, gelecekle ilgili bir istek ya da bir plandan
bahsederken “Allah dilerse yapacağım” derim.

 

-Bazı fotoğraflarında üzerinde Müslümanlıkla alakalı cümleler olan tişörtler
giydiğini görmüştüm. Buna neden ihtiyaç duyuyorsun?

Herhalde yanlış anımsadınız. Çünkü böyle bir t-shirt’üm yok ama beraberinde önemli mesajlar
içeren yazılar eklenmiş resimlerim var. Benim bir fikrim, bir idealim var.
Elbette bu hayatımın her anına yansıyor. Ben bu fikirle uyuyor bu fikirle
uyanıyorum. Tabii ki yazılarıma da yaşantıma da yansıyor. Paylaştığım
resimlerde bulunması bu yüzden sürpriz değil.

 

-Kızların bu kadar güzel olmalarının bir sebebi var mı, Adnan Hoca sıradan kızlara da
yardımcı olmaz mı, onlara iş olanağı vermez mi?

Allah güzeldir ve güzel olanı sever. Allah ruhumuzu her şeyin en güzel olanından zevk alacak
şekilde yaratmış. Benim içim açılıyor güzel bir insanla karşı karşıya
olduğumda. Ama her şeyden önce arkadaşlarımın ruhları ve ahlakları çok güzel ve
ben bundan çok çok fazla zevk alıyorum. Sadece arkadaşlarım da değil, evler,
eşyalar, kıyafetler, müzikler, her şey çok güzel benim hayatımda. Allah’ı
aşkla, coşkuyla, sevdiğimiz için Allah’tan bir güzellik olarak arkadaşlarımız
da, hayatımız da çok güzel. Sayın Hocamız insanlara iş imkanı sağlayan bir
konumda değil. Kendisi dünyayı fikirleriyle yönlendiren, eserleri milyonlarca
insan tarafından takip edilen, dünyanın en etkili Yazarı’dır.

 

-Videolarınızın bu kadar fazla izlenmesi hoşuna gidiyor mu, anlatmak istediklerinizi
anlatabiliyor musunuz?

Videoların izlenme oranı gerçekten de çok yüksek. Bu gösteriyor ki sohbetlerimiz
insanlarda ilgi uyandırıyor. Ama elbette ki benim meşhur olayım, adım duyulsun,
sevenlerim çok olsun gibi bir amacım yok. Ben Allaha inanan, Kuran’a göre
yaşayan bir insanım. İnsanların dünya çapında yaşadıkları tüm problemlerin
kaynağı dinden uzak, materyalist bir hayat yaşamaları. O halde problemlerin
sebebinin bu olduğunu insanlara anlatmak gerekiyor. Yani “Allah’a karşı
sorumluluğunuz var, yakında öleceğiz ve hesap vereceğiz,
bunun farkında mısınız?” demek gerekiyor. Bunun için sosyal medya en etkili
araçlardan biri, Allah’ın büyük bir nimeti Bu sebeple videoların izlenmesi,
yerli ve yabancı medyada, internette yer alması elbette ki pozitif bir gelişme.